ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi’nin (TSA) 24 yıllık tarihinde en uzun bekleme süreleri yaşanıyor. Kurumun Başkan Yardımcısı Ha Nguyen McNeill, Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komitesi’nde yaptığı açıklamada, devam eden kısmi hükümet kapanmasının sistemde ciddi aksamalara yol açtığını söyledi.
Bazı büyük havalimanlarında güvenlik kontrolü için bekleme sürelerinin 4 saati aştığını belirten McNeill, personelin yüzde 40 ila 50’sinin işe gelmediğini ifade etti. Kapanmanın devam etmesi halinde, TSA çalışanlarının toplamda yaklaşık 1 milyar dolarlık maaş kaybı yaşayacağı kaydedildi.
“Bu düzeyde bir aksama daha önce görülmedi ve kabul edilemez. ABD ulaşım sistemlerinin güvenliğini ciddi şekilde zayıflatıyor,” diyen McNeill, durumun kritik boyuta ulaştığını söyledi.
Personel maaş alamıyor, istifalar artıyor
McNeill, çalışanların faturalarını ödeyemediğini, elektrik ve su hizmetlerinin kesildiğini, bazı personelin tahliye tebligatları aldığını ve araçlarında uyumak zorunda kaldığını söyledi. Bazı çalışanların geçinebilmek için kan ve plazma sattığını da belirten McNeill, kapanma sürecinde 480’den fazla çalışanın istifa ettiğini açıkladı.
Ayrıca bu süreçte TSA görevlilerine yönelik saldırıların yüzde 500 arttığı, bu olaylara ilişkin hukuki süreç başlatılacağı ifade edildi.
Küçük havalimanları kapanabilir
Personel yetersizliğinin devam etmesi halinde küçük havalimanlarının kapatılabileceği uyarısında bulunan McNeill, kurumun nitelikli personel kaybetmeye devam edebileceğini ve yeni çalışan bulmakta zorlanabileceğini dile getirdi.
TSA personelinin eğitiminin 4 ila 6 ay sürdüğünü hatırlatan McNeill, haziran ayında başlayacak FIFA Dünya Kupası maçları sırasında artacak yolcu trafiğine yetişilemeyebileceğini söyledi. Turnuva süresince ülke genelinde 6 ila 10 milyon ek yolcu bekleniyor.
Yolculara çağrı: Sabırlı olun
McNeill, yolculara hitaben yaptığı açıklamada, “Görevlilerimiz maaş almadan çalışırken güvenliğinizi sağlamak için ellerinden geleni yapıyor. Kamuoyundan sabır ve anlayış bekliyoruz,” dedi.
Siyasi tartışma büyüyor
Kapanmanın nedenine ilişkin tartışmalar ise sürüyor. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, krizin sorumluluğu konusunda birbirini suçluyor.
Taraflar, İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu’nun (ICE) bütçesi üzerinde uzlaşamıyor. Demokratlar ICE’ın aşırı fonlandığını ve gereksiz güç kullandığını savunurken, Cumhuriyetçiler ‘artan terör tehdidi’ olduğunu söyleyerek kurumun kritik rol oynadığını öne sürüyor.
Yetkililer, krizin uzaması halinde hem güvenlik hem de ulaşım açısından daha ciddi sorunların ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
© Sputnik






















